Coğrafya
 

Gümüşhane

Tarihi Eserler ve Turistik Yerler

Gümüşhâne, târihî eserler ve tabiî zenginliklerle doludur. İl, eski devirlere âit şehir harâbeleri yönünden oldukça zengindir. Rus işgâli sırasında, Türk-İslâm eserleri kasten Ruslar tarafından yakılıp yıkılmıştır. Bugünkü eserler bu tahribâttan kalanlardır.

Canıca (Canca) Kalesi: Vank köyü yakınlarındadır. Kayalar üzerine yapılmıştır. Doğu-batı yönünde arka arkaya üç bölümlüdür. Kale içinde şapel ve gözcü kule kalıntıları vardır.

Edire Kalesi: Dörtkonak köyündedir. Kayalar üstünde yapılmış ilginç bir yapıdır. Yol olmadığından kaleye ulaşılamamaktadır.

Torul (Ardasa) Kalesi: Torul ilçesindedir. Eski devirlerden kalmadır. Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından feth edilen kale surlarının bir bölümü sağlam vaziyettedir.

Süleymâniye Câmii: Eski Gümüşhâne Mahallesindedir. Kânûnî Sultan Süleymân tarafından yaptırılmıştır. Gümüşhâne’nin ilk binâsıdır. Minâresi o zamandan kalmadır. Câmi 19. asırda yeni baştan yapılmıştır.

Hacı Çağıran Baba Türbesi: Gümüşhâne-Erzurum yolu üstünde, Tekkeköy’dedir. Kitâbesinde 1582’de yapıldığı yazılıdır.

Pir Ahmed Türbesi: Gümüşhâne-Erzincan yolu üstünde, Pir Ahmed köyündedir. Kitâbesinde 1550’de yapıldığı yazılıdır.

Zigana Kervansarayı: Zigana-Gümüşhâne-Trabzon arasında çam ormanlarıyla kaplı 2000 m yükseklikte dağ sırasıdır. Burada bulunan Zigana Kervansarayı ve Kalesi bir yerleşme merkezinden çok, askerî bir yerdi. Van Beylerbeyi Hüsrev Paşanın yaptırdığı ifâde edilir.

Tohumoğlu Köprüsü: Gümüşhâne-Erzurum yolu üzerinde Tohumoğlu kesimindedir. Selçuklular döneminde yapıldığı sanılmaktadır. İki gözlü, hafif sivri kemerli bir köprüdür. Yıkık vaziyettedir.

Eski eserler: Satala, Kelkit’e 17 km uzaklıkta, Sadak köyündedir. Satala’da bulunanların bir kısmı İstanbul, bir kısmı Erzurum Arkeolojik müzesindedir. Buradan alınan bronz büst, Londra British Museum’da bulunmaktadır. Satala, Romalıların dînî ve askerî merkezi ve Hititlilerden îtibâren büyük bir şehirdi. Gümüşhâne’de Hutuna Manastırı, Torul’da Meryem Ana Manastırı ile Sinan Çakırkaya köyünde Çakırkaya kiliseleri vardır.

Mesîre yerleri: Gümüşhâne ilinde özellikle Harşit Vâdisinde ve il merkezi çevresinde zengin bitki örtüsü ve görülmeye değer tabiî güzelliklerle doludur. Ünlü Kadırga Şenlikleri her yıl geleneksel olarak Kadırga Yaylasında yapılmaktadır.

Torul Çavlanı: Torul ilçesinde Harşit Çayı üzerindedir. Etrâfı ormanlıktır. Manzarası çok fevkalâdedir. Yüksek kayalardan su gürül gürül dökülür.

Tomara Şelâlesi: Şiran ilçesinin Seydibaba köyündedir ve çok güzel manzarası vardır. Çimen Dağlarının kuzey eteklerinde 40 kaynaktan meydana gelir. Kelkit Çayı Vâdisinde 20 m yükseklikten yatağına dökülür. İçilen suyu yazın soğuk, kışın sıcaktır. Etrâfı fundalıktır. Değirmenler vardır.

Harşit Çayı Vâdisi: Baştan başa elma bahçeleriyle doludur.

Artabel Deresi: Torul’dadır. Derenin yukarı kısmında beş adet buzul göl vardır. Göllerden birinin ortasında bir ada bulunmaktadır.

Kelkit Çayı Vâdisi: Baştan başa tabiî güzelliklerle doludur. Av hayvanları çok boldur.

Yaylık Mağarası: Kelkit’in Yaylık köyünde 300 m derinlikte bir mağaradır. Mağaranın tavanından çavlan hâlinde mâden suları dökülür.

Karaca Mağarası: Torul’un Cebeli köyü yakınlarında bulunan, 10 bin yıllık mâzisi olduğu tahmin edilen ve çok güzel ve biçimli sarkıt ve dikitlerden oluşan bir mağaradır. Astım hastalarına iyi geldiği ifâde edilmektedir.

GÜN; Alm. Tag (m), Fr. Jour (m); journee (f), İng. Day; daytime. Arz (yer) küresinin kendi mihveri (ekseni) etrâfında -kuzeyden bakıldığı düşünülerek- saat ibresinin aksi (ters) yönünde bir kerre döndüğü müddet, süre.

Gün kelimesi birçok anlamlarda kullanılmaktadır. Çok eskilerden beri halk arasında kullanıldığı mânâ, güneş ışıklarının bulunulan yeri doğrudan doğruya aydınlattığı süre veya gündüz süresidir. Daha yaygın olarak da karanlık ve aydınlık sürelerin birlikte düşünüldüğü mânâda kullanılır. Bu mânâda kullanılması hâlinde bile aşağıda açıklanacağı gibi değişik tarifleri vardır.

Günün başlangıcını Eski Bâbilliler güneşin doğuşu ânı; Yunanlılar ve Yahûdîler güneşin batışı ânı; Mısırlılar ve Romalılar ise gece yarısı olarak almışlardır. Müslümanlar ise rasat edilmesi kolay olan güneşin batış ânını günün başlangıcı olarak almışlardır. Günümüzde günün başlangıcı geceyarısı vakti olarak kabul edilmiştir. Akşam ezanı vakti girince başlayan ve müteakip akşam ezanına kadar süren güne ezânî (gurubî, alaturka, şer’î) gün denir. Bu gündeki vakitler sıfırdan on ikiye kadar olan sayılarla ifâde edilir. Bölgenin en yüksek noktasından bakıldığında güneşin üst kenarının ufukta kaybolduğu an, bu vakit girer ve saatler 12.00’ye (sıfıra) ayarlanır.

Yıldız günü (sideral gün): Sâbit bir yıldızın bir yerin meridyeninden ardışık iki üst (ufkun üstünde, başucu tarafından) geçişi arasında alınan süredir.

Güneş günü: Hakîkî ve vasatî olmak üzere iki çeşit güneş günü vardır. Hakîkî (gerçek, zâhirî, görünen) güneş günü, güneşin merkezinin arzın bir meridyeninden ardışık iki üst geçişi arasında kalan süredir. Yâni, bir hakîkî güneş günü, güneşin merkezi doğrultusuna göre arzın kendi etrafında bir tam dönüşü için geçen müddettir.

Ortalama (vasatî) güneş gününü târif etmek için astronomide gök ekvatoru üzerinde sâbit bir hızla hareket ederek, bir senelik devrini hakîkî güneşle aynı anda tamamlayan farazî (fiktif, sanal) bir güneş var kabul edilir. Bu farazî güneşe göre tanımlanan zamâna vasatî zaman veya vasatî güneş zamânı denir. İkisi arasındaki fark, vasatî güneş hızına göre Kepler kânunu ile hesaplanır ve bu farka zaman denklemi (ta’dîl-i zaman, İng. equation of time) denir.

Zaman denklemi, -14,4 ile +16,4 dakika arasında değişen değerler alır.

Günün saatleri: Yıldız günü ve ortalama güneş günü 24 saate bölünerek 1’den 24’e kadar sayılmaktadır. Tabiî yıldız günü ve ortalama güneş günü farklı olduğundan yıldız saati ve ortalama güneş saati birbirlerinden farklıdır. Normal kullanışta halk arasında ve analog saatlerde günün 12’şer saatlik iki parçadan meydana geldiği kabul edilir. Günümüzde resmî işlerde günün saatleri 1’den 24’e kadar sayılmaktadır.