Coğrafya
 

Gümüşhane

Tarihi

Gümüşhâne bölgesinin ilk sâkinleri M.Ö. 2-3 bin yıllarında Orta Asya’dan gelen Oğuz kabîleleridir. Hititler, Asuriler bu bölgeye hâkim oldular. Sonraları Hun ve Peçenekler, bölgeyi ele geçirdiler. M.Ö. 6. asırda Persler, bütün Anadolu gibi bu bölgeyi de istilâ ettiler.Makedonya Kralı İskender, Persleri yenerek Anadolu’yu ele geçirdi. İskender’in ölümünden sonra bu bölge, Pers asıllı Ermenilerle yine Pers asıllı Yunanlaşmış (Yunanca konuşan) Pontus Krallığı arasında el değiştirdi. Roma İmparatorluğu, Pontus Krallığını yenince, Roma’ya bağlandı. M.S. 395 senesinde Roma ikiye bölününce, bütün Anadolu gibi Gümüşhâne civârı da Doğu Roma’nın (Bizans) payına düştü. Bu bölgenin en mühim meskûn mahalli “Paybert, Papert” denilen Bayburt şehriydi. Bu bölge Bizans ile Sâsânîler arasında ihtilâf konusu olmuş, Ermeniler, Bizanslılar, bâzan da İranlılarla işbirliği yapmışlardı. 1055’te Türk Hakanı Tuğrul Bey ve komutanlarından İbrâhim Bey bölgeyi fethetti. Tuğrul Bey, Türkmen oymaklarını buralara yerleştirdi. Selçuklular bu bölgeyi kendilerine bağlı Danişmendoğulları ve Saltukoğulları arasında paylaştırdı. Birinci Haçlı Seferinde Anadolu Selçuklu Devleti sarsıntı geçirmiş ve 600 bin kişilik Haçlı ordusu karşısında bâzı bölgelerden geri çekilmek zorunda kalmıştı. Bu arada Gümüşhâne’nin bir kısmını da Haçlı ordusu ele geçirdi.

1204’te Trabzon’da kurulan Bizans İmparatorluğu (Komnenoslar) bir ara bölgeyi ele geçirmişse de, Dânişmendoğlu Melik İsmâil, geri aldı. Dânişmendoğulları ortadan kalkınca, Erzurum Selçuklu Meliki Tuğrul Şah ile oğlu Cihan Şah, 13. asır başında bölgeyi îmâr etiler.

On üçüncü asrın sonlarında Anadolu, İlhanlıların hâkimiyetine girince, Gümüşhâne ve çevresi de bu devletin eline geçti. Daha sonra bölgeye Celâyirliler, Eratnaoğulları, Kâdı Burhâneddîn ve Akkoyunlular hâkim oldu. Fâtih Sultan Mehmed Han, Otlukbeli Savaşında Uzun Hasan’ı yenerek, bölgeyi Osmanlı topraklarına kattı (1473). Yavuz Sultan Selim Han, 1514’te bütün bölgeyi kesin olarak Osmanlı Devletine bağladı. Kânûnî Sultan Süleymân Han, İran Seferi sırasında Harşit Çayı kenarında mola verdi. Buranın güzelliğine hayran kaldı ve bölgede gümüş mâdeni olduğunu öğrenince, buraya şehir kurulmasını ferman buyurdu. Böylece Gümüşhâne şehrinin temelleri atılmış oldu.

Gümüşhâne ve civârı, 1473-1828 arasında çok sâkin bir devir yaşadı. Bu zaman içinde sâdece 1553’te Şah İsmâil Safevî’nin oğlu Şah Tahmasb bu bölgeye bir akın tertib etmişse de Kânûnî Sultan Süleymân Han, İran Seferi ile doğu bölgesini yeniden Osmanlı hâkimiyetine aldı. 1828 Türk-Rus savaşında bu bölgeye kadar gelen Rusları, Osmanlı ordusu yenince, Ruslar geri çekildi. Birinci Dünyâ Harbinde 19 Temmuzdan 28 Şubat 1918’e kadar 1 sene 7 ay 10 gün Gümüşhâne’yi işgâl eden Ruslar, çekilirken yerlerini Ermenilere bıraktılar ve onlar da çok katliam yaparak pekçok Türkü öldürdüler, birçok binâ ve târihî eserleri yakıp yıktılar.

Önceleri Trabzon’a bağlı sancak olan Gümüşhâne, Cumhûriyet devrinde bütün sancaklar (mutasarrıflıklar) “vilâyet- il” yapılınca, Gümüşhâne de vilâyet merkezi olmuştur. Gümüşhâne’nin eski târihini aydınlatacak hiyeroglif yazılar Altıntepe’de bulunmuşsa da, henüz okunamamıştır. Dedekorkut Hikâyelerinde yer alan hâdiselerin çoğu Kelkit Vâdisinde geçmektedir.