Coğrafya
 

Mısır

DEVLETİN ADI: Mısır Arap Cumhuriyeti
BAŞŞEHRİ: Kahire
NÜFUSU: 55.979.000
YÜZÖLÇÜMÜ: 1.001.449 km2
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Mısır Lirası

Kuzeydoğu Afrika’da yer alan, Kuzeyden Akdeniz ve doğudan Kızıldeniz’le kuşatılmış ve Sina Yarımadası ile Asya kıtasına da taşan bir ülke.

Tarihi

Dünyanın zengin bir maziye sahip olan ülkelerinden biri de Mısır’dır. Mısır, tarih boyunca birçok medeniyetin beşiği olmuştur. Arkeolojik kazılardan çıkarılan neticelere göre, bilinen ilk tarihi M.Ö. 5000 yıllarında kurulmuş olan, Aşağı ve Yukarı Mısır Krallıkları ile başlar. Bunlardan en eskisi Firavunlar dönemidir.

Bugüne kadar sır olarak kalan ve dünyanın yedi harikası arasında birincisi olan piramitler, bunların zamanlarında yaptırılmıştır. Piramitlerin inşasında kullanılan ve bazıları 15 tona ulaşabilen dev taş blokların taşınması, hesaplarının “pi” sayısına uygun olması ve en ücra yerlerinin aydınlatılması gibi sırlar halen çözülememiştir. Ayrıca teşekkülleri ayrı bir muamma olan ve rüzgarlar tesiriyle çeşitli hayvan şekillerini alan sfenksler de, bugün hayretleri üzerlerine çekmektedirler. Bunu Menes Hanedanlığı ve arkasından Pers hakimiyeti takip eder. Perslerin, Kiyaniyan şahlarının sonuncusu olan Dara; Erbil’de mağlup olunca Mısır, Makedonya Kralı Filip’in oğlu İskender’in eline geçti. İskenderiye şehrini kurdu. Elde ettiği zaferleriyle ahlakı bozuldu. Sonunda işret ve sefahetle öldü. Bundan sonra Mısır, 640 yılına kadar Roma ve Bizans hakimiyetinde kaldı.

Bu tarihte hazret-i Ömer, Eshab-ı kiramdan Amr ibni as komutasındaki bir orduyu Mısır’ın fethine gönderdi. Mısır feth edilerek burada El-Fustat (Eski Kahire) garnizonu kuruldu. Bu tarihlerde bütün Mısır halkı İslamiyetle şereflendi.

Halife hazret-i Muaviye zamanında Arapça, halkın dili haline geldi. Din ve dil beraberliği sağlanmış olan Mısır, Abbasiler döneminde refah ve huzur bakımından altın bir devir yaşadı. Abbasilerden sonra 1171 tarihine kadar Fatımilerin elinde kaldı. Bu tarihte Selahaddin Eyyubi tarafından fethedildi. Eyyubilerden sonra 16. yüzyıla kadar Mısır, Türk asıllı Memlük Sultanlarınca idare edildi. Memlukler zamanında idari, askeri, iktisadi ve daha birçok alanda yenilikler yapıldı. Mısır tüccarları, ülkenin stratejik ve iktisadi mevkiinin verdiği avantajlardan geniş çapta faydalanarak Çin-Avrupa arası ticareti ellerine geçirdiler.

Aynı tarihlerde Osmanlı Devleti yükselme devrini yaşamaktaydı. Padişah Yavuz Sultan Selim Han, 1516’da Mısır Seferine çıktı. Önce Mercidabık Ovasında Memlükleri kesin bir şekilde mağlup etti. Sina Çölünü 13 günde zayiat vermeden geçti. Arkasından Ridaniye’de Memlükleri tekrar yenerek Mısır’ı Osmanlı topraklarına kattı. Böylece Osmanlı Devleti üç büyük kıtada topraklara sahip olmuş ve buralarda İslamiyetin yayılmasına ve kuvvetlenmesine hizmet etmiştir.

İngiltere’nin Hindistan yolunu kapatmak maksadıyla Fransa İmparatoru Napolyon Bonoparte, 1798’de Mısır’ı işgal etti. Fakat Akka Kalesinde Cezzar Ahmed Paşa tarafından hezimete uğratıldı. Bunun üzerine Fransızlar geri çekildiler. Bu arada Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Mısır’a yardım için gönderildi. Fransızlar yenilerek, 1801’de tamamen çekildi. Mehmed Ali Paşa ise Mısır’da kalarak vali oldu. Batı ülkelerinden teknik malzeme ve uzman personel getirtti. Birçok medrese ve okullar açarak Mısır’ın en güçlü lideri oldu. Kurduğu Mısır donanmasını 1827 Osmanlı-Yunan Savaşında yardım için gönderdi. Ayrıca tarımın gelişmesi için kanallar açtırdı ve Mısır ekonomisini zenginleştirdi. Kavalalı Mehmed Ali Paşa dinine bağlı iyi bir insandı. Bundan sonra Mısır bozuldu. Yerine büyük oğlu ve Cidde Valisi olan İbrahim Paşa geçti. İbrahim Paşa, Sultan Mahmud Hanın emriyle Vehhabilerle harp ederek başşehirleri Der’iyye’yi aldı. Sonra Mora İsyanını bastırdı. Bu arada Sultan İkinci Mahmud Hana isyan ederek Kütahya’ya kadar geldi. Suriye, Adana ve Mısır ona verildi. Halifeden, müstakil vali demek olan (Hidiv) ünvanını aldı. İkinci defa isyan ettiyse de İngiltere işe karıştı ve Suriye tekrar Osmanlılarda kaldı. 1848’de vefatından sonra yerine Birinci Abbas, bundan sonra da 1854’te İbrahim Paşanın oğlu Said Paşa hidiv oldu. Said Paşa, Süveyş Kanalını ve Port Said şehrini yaptırdı. Bunun ölümünden sonra kardeşiİsmail Paşa hidiv oldu. Bunun 1879’da azl edilmesi üzerine, oğlu Tevfik Paşa yerine geçti. İngilizler bunun zamanında Mısır idaresine karıştı.

Bu yıllarda Cemaleddin-i Efgani’nin reisliğini yaptığı Kahire Mason Locası üyeleri, İngilizlerle işbirliği halinde faaliyette bulunuyordu. Din adamı olarak tanıtılan Abduh da bunların aralarındaydı. Ekonomik ve askeri açıdan iyice zayıflamış olan Mısır, böylece 1882’de İngilizlerce işgal edildi.

İngilizler, meşhur casus yüzbaşı Lavrens kanalıyla halk arasında bölücü fitneler çıkartarak başta Mısır, Ürdün, Irak ve Suudi Arabistan’ı karıştırdılar. İttihatçıların basiretsiz ve kararsız siyasetleri bu gelişmeleri önleyemedi ve bu ülkelerin yavaş yavaş Osmanlı Devletinden ayrılmasına sebep oldu. Böylece İngiliz kontrolüne geçen Mısır’da Tevfik Paşadan sonra sırayla Abbas Hilmi Paşa, Hüseyin Kamil Paşa ve Ahmed Fuad Paşalar başa geçti. Fuad Paşa, Osmanlılardan tamamen ayrılarak melik adını aldı. 1936’da ölümü üzerine oğlu Faruk, melik oldu. İkinci Dünya Harbi esnasında Alman ve İtalyan birlikleri Mısır’a saldırmışlardı. Mısır, 1945’e kadar harbe katılmadı. Bu tarihte Japonya ve Almanya’ya karşı harp ilan etti. Aynı yıl bağımsızlığını da elde ederek BM’e üye oldu.

İç isyanlar, dış borçlar, kanal problemi ve çeşitli harbler Mısır’a ağır külfetler getirmişti. Bu yüzden 1952 yılında askeri ihtilal oldu ve Melik Faruk yurt dışına çıkarıldı. Ertesi yıl cumhuriyet ilan edildi ve general Necib Cumhurbaşkanı oldu. 1956’da Sudan, Mısır’dan ayrıldı. Askeri ihtilal, genç subaylar tarafından yapılmıştı. Bunların içinde bulunan Cemal Abduh Nasır, ordu içinde durumu en güçlü olanıydı. İki sene sonra Cumhurbaşkanı Necib’in askeri idareye son vermek istemesi üzerine, zaten farklı fikirler taşıyan Nasır, Necib’i tutuklatarak Mısır’ı ele geçirdi.

Nasır, uyguladığı politika ile sosyalizmi Mısır’a getirdi. Mısır’ı batı dünyasından kopararak Rusya’nın kucağına düşürdü. Rus askeri ve teknik yadımlarına kapılarını açtı. Çeşitli sebeplerle yaklaşık 60 bin Müslümanı zindanlara attırdı. Bir çok kuruluşları devletleştirdi. Zehirli fikirlerini diğer Arap ülkelerine de bulaştırdı. 1958-61 yılları arasında Suriye ile birleşme faaliyetine girdiyse de, Suriye, 1961 yılında bundan vazgeçti. Bu arada İsrail’le anlaşmazlıklar başladı. Zamanla Mısır-İsrail münasebetleri gerginleşti. Nasır, Süveyş Kanalını millileştirince, İngiltere, Fransa ve İsrail, Mısır’a saldırmış, fakat ABD ve Rusya’nın ikazları ile saldırı durmuştu. İsrail sınırına ve Akabe Körfezine BM gücü yerleştirilmişti. Nasır, 1967’de bu kuvvetleri geri çektirdi. Kanalı İsrail gemilerine kapattı. Bunun üzerine İsrail, Mısır’a taarruz ederek, Mısır Hava Kuvvetlerini imha etti. Altı gün süren muharebelerden sonra İsrail, Sina bölgesini işgal etti.

1970’te Nasır ölünce yerine Enver Sedat geçti. Mısır, 1973’te İsrail’e taarruz etti. 1975 ve 1977 müzakereleri sonunda Camp David zirvesi gerçekleşti. Buna göre, İsrail, Sina’dan çekilirken Mısır, Kanalı İsrail gemilerine açmayı kabul etti.

Sedat döneminde Mısır, Rus tesirinden ve sosyalizmden ayrıldı. İsrail’le barış yaparak, ABD’ye yanaştı. Nasır politikasının tersine, Mısır’ı liberal ve hür dünya sistemine getirdi, fakat Arap dünyasındaki liderliği sarsıldı ve ordu desteği zayıfladı. Nihayet Sedat 6 Ocak 1981’de bir suikast neticesi öldürüldü. Yerine eski Hava Kuvvetleri Komutanı Hüsnü Mübarek başkan oldu. Ocak 1991 Körfez harekatında müttefik kuvvetler yanında yer alan Hüsnü Mübarek dış borçlardan kurtulmak için çeşitli çarelere baş vurmaktadır.

Fiziki Yapı

Kuzeydoğu Afrika’da yer alıp, Sina Yarımadası ile Asya’ya bağlanan Mısır’ın kuzeydoğusunda İsrail, doğusunda Kızıldeniz ve Suudi Arabistan, güneyinde Sudan, batısında Libya ve Akdeniz bulunur. Kuzeyi ve doğusu deniz, güneyi ve batısı çöl olan, şekil itibariyle kareyi andıran Mısır, 23° kuzey ve 31° kuzey enlemleriyle 25° doğu ve 35° doğu boylamları arasında yer alır. Stratejik mevki itibarıyle Asya, Avrupa ve Afrika arasında kilit bir noktadadır.

Afrika’nın ve Mısır’ın can damarı Nil Nehri, ülkeyi dört bölgeye ayırır: Nil Nehri havzası, Sina Yarımadası, Doğu (Arap) Çölü, batı ve güney çöller bölgeleri.

Nil Nehri, başlangıcı Victoria Gölü olmak üzere 6390 km uzunluğundadır. Eğer bu göle dökülen Kagera Nehrinin kaynağı başlangıç kabul edilirse, 6671 km olur. Buna göre dünya nehirleri arasında, kolları hesaba katılmaksızın, en uzun olanıdır. Nil, Bahrelgazal ve Mavi Nil ile birleştikten sonra 250 m’lik çavlanlarla Mısır topraklarına girer. Mısır’ı boydan boya geçerek Kahire’de kollar ayrılıp, geniş bir delta yaparak Akdeniz’e ulaşır. Uzunluğu 500 km olan, 5000 km2lik, Nasır Gölünden çıktıktan sonra genişliği 500 m olan Nil Nehrinin Kahire yakınlarına ulaştığındaki genişliği 2 km civarındadır. Burada biri Süveyş Kanalına birleşen bir başka kanal olmak üzere iki ana kola ayrılır. Ortalama 3 km genişliğinde olup, bazı yerlerde 23 km’ye ulaşabilen Nil Nehrinin Reşit ve Damietta adlı bu iki büyük kolu arasındaki delta, en geniş yeri 250 km ve uzunluğu 160 km olan bir bölgedir. Sanki Mısır bu bölgededir. Mısır’ın can damarı, hayat kaynağı olan Nil, meydana getirdiği yemyeşil ve verimli havzasıyla, çoğunluğunu sarı çölün teşkil ettiği 1.001.449 km2lik muazzam toprakları ıssız bıraktırmış ve Mısır’ı 36.000 km2ye sıkıştırmıştır.

Nil’in batısı, Libya sınırına kadar, 10.000.000 km2lik Büyük Sahra’nın uzantısı Libya Çölünün devamı olan batı ve güney çölleri, ülkenin dörtte üçüdür. Yüzölçümü 673.000 km2lik çöl yaylasının ortalama yüksekliği, güney batıdaki 2000 metre yükseklikteki kayalık engebeli arazi hariç 250 m civarındadır. Kızıldeniz kıyısındaki Doğu (Arap) Gölü ise nisbeten dağlık olup, en yüksek yeri 2100 m’ye ulaşır, kuzeyde Akdeniz, güneyde Kızıldeniz, batıda Süveyş Kanalı ve Körfezi doğuda da Gazze şeridi, Arap Körfezi ve İsrail’le çevrili, ucu güneye bakan üçgen şeklindeki Sina Yarımadası, Doğu Gölü bölgesi gibi sivri tepelerle kaplı bir yayladır. Bu yüksek araziler, Asya-Afrika bağlantılarını meydana getiren birçok boğaz ve geçitlerle doludur. Mısır’ın en yüksek tepeleri olan Sina Dağı 2641 m ve El Thbet Dağı 2439 m’dir.

Mısır’ın yaklaşık 1000 m uzunluğundaki Akdeniz kıyıları, genel olarak dik ve girintisiz çıkıntısızdır. Nil Nehrinin meydana getirdiği delta ağzı ise kısmen düzdür. Kızıldeniz kıyıları 1800 km’dir. Bazı yerleri alçak ve kumluk, bazı yerleriyse oldukça yüksektir. Mevcut mercan kayalıkları ulaşımı aksatır. 1869’da kesin olarak açılmış Süveyş Kanalı ile Akdeniz ve Kızıldeniz birleştirilmiş ve Hindistan’a giden deniz yolu kısalmıştır.

İklim

Mısır, sıcak ve kurak bir iklime sahiptir. Yaz ve kış olmak üzere iki mevsim hüküm sürer. Kış ayları sert olmayıp, oldukça yumuşaktır. Akdeniz kıyılarında yıllık yaklaşık 200 mm civarındaki yağışlardan başka, yağış pek görülmez. Güney bölgelerde yaz günleri 43°C’ye kadar ulaşabilen sıcaklık, kış aylarında 15°C civarına düşer. Mısır’ın gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkı ise yüksektir. Mesela çöl bölgesinde gündüz 37°C olan sıcaklık, gece 15°C’ye kadar düşebilmektedir. Ülkeyi etkileyen kuzey rüzgarlarından başka Nisan ve Mayıs aylarında ortaya çıkan “hamsin” rüzgarı, kum fırtınalarına sebep olur. Bu kavurucu rüzgar, ülkenin % 80’ini kaplayan Batı Sahrası’nın uzantısı olan batı ve güney çöllerinden doğuya doğru eser.

Tabii Kaynakları

Mısır’ın kurak ve sıcak iklimi, ormanlık alanlarının olmasına ve bitki örtüsünün zenginleşmesine mani olmuştur. Kıyı bölgeleri de, Nil kıyıları ve havzasıyla çöllerde bulunan vaha ve kuyular çevresinde bitki örtüsü yemyeşil ve verimlidir. Diğer bölgelerdeyse çoğunlukla sarı çöldür. Çöller genellikle kurak bitki örtüsüne sahiptir. Ülkenin tek hayat kaynağı Nil suları, en önemli tabii kaynağı teşkil eder. Nil Nehri suları, bugün kontrol altına alınmış ve dolayısıyla ülkenin sadece 1/28’ini teşkil eden Nil Vadisiyle bereketli deltasından yılda tek ürün yerine üç ürün alınmaktadır. Nil sularıyla meydana gelen güneyindeki Assuan sun’i gölünün çevresi 3000 km, yüzölçümü 5000 km2 ve en derin yeri 70 m’dir.

Bitki örtüsü gibi, hayvanlar bakımından da vasat olan Mısır’da daha çok evcil hayvanlar görülür. Çöl olan bölgelerde umumiyetle ceylan, nubian keçisi, sırtlan, çakal, çöl tilkisi, yabani tavşan ve vaşak yaşamaktadır. Ayrıca birçok tür kuş ve yabani ördek de bulunur. Yaylalık bölgelerdeyse kaba çuha ve devekuşu yaşar. Nil suları ise, tatlı su levreği bakımından zengindir.

En önemli yeraltı kaynağı petroldür. Batı ve doğu çölleri, Süveyş Körfezi ve Sina Yarımadası petrol bakımından oldukça zengindir. Demir filizi, fosfat, kireçtaşı ve tuz diğer önemli tabii kaynaklarıdır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Afrika veAsya arasında köprü ve Avrupa ile Hindistan ve Uzakdoğu arasında deniz ulaşımında geçiş merkezi olan Mısır, tarih boyunca birçok istilalara sahne olmuştur. Stratejik mevkii onu, Afrika Birliği, Arap Milliyetçiliği veİslam Dünyası gibi büyük meselelerde büyük nüfuza sahip kılmıştır. Ülke coğrafyası, tarihin en eski devirlerinden bu yana çok çeşitli milletlerin kaynaşması ile meydana gelen Mısırlıların % 99’unu dar bir havzada yaşamaya zorlayarak, birlik ve beraberliğin kolayca meydana gelmesine sebep olmuştur.

Mısır, 55.979.000’lik nüfusuyla, Nijerya’dan sonra Afrika’nın en kalabalık memleketidir. Endüstrileşmedeki noksanlıklara rağmen, Nil Vadisindeki nüfus yoğunluğu, Batı Avrupa milletlerinin en yoğun nüfuslu olanlarının yaklaşık iki katıdır. Nüfusun büyük çoğunluğu, Hami soyundan olan beyazlardan meydana gelir. Ayrıca Kıpti ve Nübyalılar da mevcuttur. Halkın % 99’u Müslümandır. Arapça, halkın esas konuşma dilidir. Yalnız köylerde yaşayan fellahların (köylüler) konuştuğu Arapça, şehirlerde konuşulandan biraz farklıdır. Ayrıca İngilizce ve Fransızca yaygın olarak konuşulur.

Halk, yaşayış tarzı bakımından beş gruba ayrılabilir. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Mısır’da nüfusun çoğunluğunu teşkil eden fellahlar (köylüler) ile, genellikle şehirlerde yaşayan, okumuş ve ticari sınıf arasında, dilde olduğu gibi hayat tarzında da farklılıklar göze çarpar. Umumiyetle Türkçe de bilen idari kademeyi, çoğunlukla Araplar, Kuzey Afrikalılar, Türkler ve İngilizler teşkil ederler. Ayrıca bugün azınlıkta kalan arazi sahipleriyle vahalarda yaşayan Bedeviler, siyasi güçlerini kaybetmiş durumdadırlar. Son yıllardaki Mısır liderleri, ekonomik ve politik birçok problemin eğitim ve öğretimle halledilebileceğine inandıklarından, özellikle 1952’den sonra okul, öğrenci, öğretmen ve uzman sayıları artmıştır. Sadece ilk öğretim mecburi, diğerleri isteğe bağlı ve ücretsizdir. Yabancı okullardan başka 7 üniversite mevcuttur. En meşhurları El-Ezher Üniversitesidir. Halkın % 50’si okur-yazardır.

Afrika kıtasının en büyük şehri olan Kahire, Arap aleminin kültür merkezidir. Araplar tarafından 969’da kurulmuş olan bu şehirde eski ve tarihi eserler bol olup, modern bir turizm merkezidir. Dünyanın 7 harikasından biri olan İskenderiye Feneri’nin bulunduğuİskenderiye, Abu-Simbel tapınaklarının bulunduğu Assuan ve dünyanın en büyük sfenksiyle en büyük üç piramidinin bulunduğu Gize, diğer önemli büyük şehirleridir. Gize’deki üç piramitten Kefren piramidi yanındaki “Horus” isimli sfenks 73 m uzunluğunda ve 20 m yüksekliğindedir.

Mısır Türk sanat eserleri: Mısır, 826 senesinden Osmanlıların son zamanlarına kadar Türk tesiri altında kalmıştır. Abbasiler zamanından itibaren Türk valiler tarafından idare edilmeye başlanan Mısır’da Türk mimari tarzında birçok eser yaptırılmıştır. Kahire’de bulunan Abbasi halifelerinin türbeleri, Türk mimarisinin güzel örneklerindendir. Abbasi Valilerinden Ahmed bin Tulun, bugün hala duran ve ismini taşıyan İbn-i Tulun Camiini yaptırdı. Bu caminin tuğladan yapılması, binanın kaleyi andıran bir tarzda olması, mimari stilinde Türkistan ve Samarra tesirlerini açıkça göstermektedir. Uygur yapılarında olduğu gibi, motifler büyük çapta ve sadedir.

Eyyubiler zamanında ise darülhadis, tekke ve eyvanlı medreseler, Türkistan mimari tarzında inşa edilmiştir.

Memlükler zamanında Türk hükümdarı, hatunları ve beyleri Türk mimari tarzında birçok mescid, külliye, medrese, tekke, türbe ve hanlar yaptırmışlardır. Bugün bunların büyük kısmı Memlük sanat abideleri olarak ayakta durmaktadır.

Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethetmesinden sonra, Memlük mimari tarzı unutularak, Osmanlı mimari tarzı Mısır’a yerleşmiştir. Osmanlı devrinde valilerin yaptırdıkları mescidler, sebiller ve tekkeler, Osmanlı mimari tarzında yapılmıştır. Bunlara örnek olarak Süleymaniye Camii, Mahmudiye Camii, Murad PaşaCamii, Mehmed Ali Camii, Kethüda Abdurrahman Sebili, Osmanlı eserlerinden en tanınanlarıdır. Mısır’daki Osmanlı camileri büyük kubbeli ve ince minareli klasik Osmanlı eserleri olup, çinileri Türkiye’den getirtilmiştir.

Siyasi Hayat

Başkanlık sistemine dayanan Mısır Cumhuriyeti, 25 idari bölgeye (illere) ayrılır. En güçlü lider kabul edilen başkan, altı yılda bir halk tarafından seçilir. O da, hükumeti kurar ve başkanlık görevini yürütür. Ayrıca kendisine yardım edecek bir başkan yardımcısı vardır. On üyesi devlet başkanınca tayin edilen meclisin geri kalan 392 üyesi, beş yıl için halk tarafından seçilir. Mısır vilayetleri, valiye bağlı olup, müdürlerle idare edilen kazaların temsilcilerinden meydana gelen “il konseyi” tarafından idare edilir.

Mısır’da 1952’de yapılan askeri darbe, Melik Faruk’u devirmiş ve yerine yeni bir politik sistemin devri başlamıştır.

Sedat döneminde daha çok barışçı ve ekonomik kalkınmaya dönük bir politika takip edilmiştir. Bunun neticesi ABD aracılığıyla gerçekleştirilen Camp David Barış Antlaşması ile İsrail’le barış sağlanmıştır. Ayrıca ekonomik kalkınma gerçekleştirilmiş ve nükleer santraller yapılmıştır. Enver Sedat’tan sonra yerine geçen Hüsnü Mübarek, liberal iktisad sistemi, özel teşebbüs, basın hürriyeti, çok partili demokrasi hayatı olan Sedat modelinde bir değişiklik yapmadı.

Ekonomi

Mısır, kişi başına milli gelir bakımından Afrika’nın en zengin ülkesidir. Fakat dünya ülkeleri arasında ortalarda yer alır. 1980 yılından evvel Mısır, iktisaden dünyanın en kötü on ülkesi arasındaydı. Camp David Anlaşmasından sonra Enver Sedat’ın yeni ekonomik tedbirleri ile % 10 kalkınma hızı ile dünyanın en hızlı kalkınan ülkeleri arasında yer aldı.

Mısır, sulama sistemlerinin düzenlenmesinden evvel oldukça fakir ve dengesiz bir ülkeydi. Daha sonra açılan kanallar ve inşa edilen sulama sistemleriyle, Nil suları kontrol altına alınmıştır. Böylece yılda ancak bir defa alınabilen ürün miktarı üçe çıkmıştır. Nil Vadisi ve deltası tarıma elverişli olan bölgedir. Ekilebilir alanların artmasına sebep olan barajlar ve sulama sistemleri gibi su kontrol sistemlerinin en önemlisi, Büyük Assuan Barajıdır. Bu barajın inşası Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından planlanmış ve ancak çeşitli sebepler yüzünden 1902 yılında tamamlanabilmiştir. En son olarak 1934’te yükseltilmiş olan baraj, 4 km uzunluğunda, 110 m yüksekliğinde olup, 500.000 hektarlık yeni bir arazi bölümünü ekime müsait kılmıştır. Barajın hemen güneyinde 554 km uzunluğunda, 5000 km2 yüzölçümündeki Nasır Gölü yer alır.

Böylece on iki türbini olan barajlardan yılda 10 milyar KW’lık elektrik üretilebilmektedir. Yaklaşık 130 milyar metreküp su hacimli baraj, son yirmi yıl içerisinde tarım ürünlerinde üç misli bir artışa sebep olmuştur.

Baraj çevresi, Nil vadi ve deltası ve kıyı bölgelerde daha çok pamuk, fasulye, mısır, buğday, şekerkamışı, akdarı, pirinç, soğan, patates, sebze ve meyve yetiştirilir.

Mısır, maden bakımından zengindir. Petrol, manganez, çinko, demir, kurşun, fosfat, krom, altın, amyant, kükürt, volfram ve titan en önemli madenleridir. Ayrıca, kireç taşı, tuz, bazalt ve pembe mermer oldukça bol çıkarılır.

En önemli ihraç ürünleri; pamuk, pirinç, petrol, tabii gaz, fosfat, tuz, demir, manganez, sigara, post ve deridir. Buna karşılık dışarıdan buğday, makine, teknik malzeme, harp silahı, araç ve gereçleri satın alır.

Mısır ekonomisi, tarımdan başka endüstri ve turizme de dayanır. Tekstil, kimyevi ürünler, petro-kimya ve çimento başlıca endüstri dallarıdır. Mevcut eski ve tarihi eserler, her mevsim uygun iklimi ve kıyıları turistlerin ilgisini çekmektedir. Dünyanın yedi harikasından olan piramitler ve İskenderiye feneri, kral mezarları, sfenksler önemli turizm gelir kaynaklarıdır. Bundan başka uzun ve çeşitli tarihe sahip olmasıyla Mısır, birçok milletin izlerini taşır. Özellikle Emeviler, Abbasiler, Memlükler ve Osmanlılardan kalma cami ve medreseler, han ve kervansaraylar önemli tarihi yerlerdir.

Mısır’ın diğer önemli gelir kaynaklarından biri de Süveyş Kanalı ve Sina Yarımadasındaki mevcut petrol kuyularıdır.

Süveyş Kanalı Firavunlar devrinden beri mevcuttu. M.Ö. 600 yıllarında Nil ile Kızıldeniz birleştirilmişti. Sonraları kumla dolmuştu. Yavuz Sultan Selim Han, İkinci Selim Han ve Üçüncü Mustafa Han zamanlarında kanal için teşebbüslerde bulunulmuş ve nihayet 1859’da Mısır Hidivi Said Paşa zamanında 50.000’in üzerinde işçi kullanılarak kanal kazılmaya başlandı. 1869’da hizmete açıldı ve üç yıl sonra senetleri İngiltere’ye satıldıysa da, 1956’da millileştirildi. Genişliği 150 m, derinliği 14 m ve uzunluğu 172 km olan kanal, Mısır ticari dengesindeki pürüzlerin yarısından çoğunu karşılamaktadır. 1967 İsrail Harbi bu gelirlerin kaybına yol açtıysa da Enver Sedat’ın Camp David Antlaşmasını gerçekleştirmesinden sonra tekrar ekonomik kalkınma hızına katkıda bulunmaya başlamıştır.

Ulaşım: Mısır’da yerleşim merkezleri arasında yeterli bir ulaşım ağı vardır. 5335 km’ye varan demiryolları, devlet tarafından işletilmektedir. Karayollarının uzunluğu ise 32.241 km’ye ulaşmıştır. Bu yolların % 52’si asfalt kaplıdır.

Demiryolları ve karayollarının büyük bir kısmı yerleşim bölgesinin yoğun olduğu Nil Havzası boyunca yer almaktadır.

Nil’in büyük kısmında, belli tonaja kadar olan gemilerle ulaşım yapılmaktadır. Aynı zamanda iki yanı denizle çevrili olan Mısır’da her türlü geminin yanaşabileceği limanlar vardır. Ülkenin büyük şehirlerinde ve büyük kısmında hava alanları bulunmaktadır. Hava ulaşımı Mısır Hava Yolları tarafından sağlanmaktadır.