Coğrafya
 

Ovalar

Ovalarin tanimi ve yapisal özellikleri

Akarsularla fazla yarilmamis,düz ya da hafif egimli çukur alan görünümünde yüzey seklidir.Büyüklügü birkaç hektardan, yüz binlerce kilometrekareye kadar degisebilen ovalar,çesitli yüksekliklerde yer alabilir.Yükseltisi 2000 metreye çok yaklasan ya da bu yükseltiyi de asan yüksek ovalar oldugu gibi, deniz seviyesinden yüksekligi çok az olan ovalarda vardir.

Yükseklik ne olursa olsun,ovalardan geçen akarsularin derin yataklari yoktur,yani ova yüzeyi ile talveg çizgisi arasindaki düzey farki çok azdir.Bu da ovayi platodan ayiran en belirgin özelliktir.Ova tümüyle düz oldugu gibi,yüzeyi engebeli de olabilir;hatta yer yer üstünde tepeler bulunabilir.Ovalardaki akarsular genellikle agir akislidir ve menderesler çizer ya da birçok kola ayrilarak aralarinda adaciklar olustururlar.Önlem alinmassa taskin sirasinda yataklarindan çikip ovaya veya ürünlere zarar verebilirler.

Yeryüzünde toplam kara alaninin üçte birinden biraz fazlasini kaplayan ovalar,Antarktika disinda tüm kitalarda görülür.Genis cografi dagilimlari nedeni ile ovalarin bitki örtüsü de çesitlilik gösterir.Agaç,çali ve ot kapli ovalar oldugu gibi,neredeyse çöl görünümünde olanlarda vardir.Kuru ve otsu bitkili ovalara bozkir denir.Çayirlarda bozkirlardakilerden daha kisa ama daha nitelikli ot yetisir.Savanlar ise uzun otsu bitkiler ve seyrek agaçlarin bulundugu ovalardir.Irmak havzalarindaki ormanlik ovalara “selva” denir.Ovalar cografi konumlarina göre kiyi ovasi ve karasal ova adi ile kabaca ikiye ayrilir.Karasal ovalardan biri dagetegidir.Daglarin eteginde yer alan birikinti konilerinin kenarlardan birlesmesiyle olusur.Türkiye’de Bursa ve Inegöl ovalarinin güney kenarlarinda tipik dagetegi ovalari vardir.Bu tür ovalarda egim fazla,yüzey profili hafif disbükeydir.Düzgün yüzeyleri ve tarima elverisli topraklari nedeni ile ovalar yüzyillardan beri baslica yerlesim merkezleri olmustur

OLUSUMLARINA GÖRE OVALAR VE TÜRKIYEDE OVALARA ÖRNEKLER

A) BIRIKIM (KIYI) OVALARI:

Akarsularin tasidiklari alüvyonlari deniz veya göl kiyisinda biriktirmesi ile olusan ovalardir.Kabaca bir üçgene benzediklerinden dolayi delta ovasi da denir.Delta ovalarinin olusabilmesi için akarsuyun yeterli miktarda materyal tasimasi,kiyinin sig olmasi,gelgit olaylari ile kiyi akintilarinin etkisiz olmasi gerekir. Kiyi ovalarinin olusumunda akarsular kadar,deniz ve göllerdeki büyük seviye degisiklikleri ve tektonik olaylar da etkilidir.

Ülkemizde kiyi ovalari,büyük akarsularin denize döküldügü alanlarda meydana gelmistir. Karadeniz kiyilarimizdaki en önemli kiyi ovalari Çarsamba,Bafra ve Sakarya deltalaridir.Bunlar,akarsularin tasidigi alüvyonlar ve Karadeniz’deki seviye degisiklikleri sonucunda olusmustur. Çarsamba Ovasi;Yesilirmak’in tasidigi alüvyonlari denize biriktirmesiyle olusmustur.Çok verimli topraklara sahip olan bu ova,bölge tarimi için oldukça önemlidir. Bafra Ovasi da;Kizilirmak’in tasidigi materyalleri kiyiya biriktirmesi sonucunda olusan delta ovalarindandir.Burada yer alan batakliklar kurutularak tarima kazandirilmistir. Delta görünümünden ziyade kiyi düzlügü özelligi gösteren Sakarya Deltasi ,Sakarya nehrinin tasidigi alüvyonlarla meydana gelmistir.Önceleri sik sik taskina ugrayan ova,Hasan Polatkan Baraji’nin yapimi ile taskinlardan korunmus ve tarima kazandirilmistir. Ege denizi kiyilarinda olusan ovalardan baslicalari;Meriç,Bakirçay, Gediz ile Küçük ve Büyük Menderes deltalaridir. Meriç Deltasi;hizli ilerleyen taskin alanlara sahip bir ovadir.Meriç irmaginin tasidigi alüvyonlarla olusmustur. Bakirçay Deltasi;ayni adi tasiyan akarsuyun,Çandarli Körfezi’ni doldurmasi ile olusmustur.Yer yer tuzlu batakliklar bulunan ovada, eski uygarliklarin kalintilari da yer alir. Baslangiçta Izmir Körfezi’ne akan Gediz irmagi,körfezi doldurmaya basladigi için 1886 yilinda açilan kanallarla daha kuzeydeki bugünkü yatagina çekilmistir.Bu defa,körfezin kuzeybatisinda oldukça genis bir delta olusmustur.Genis bir çöküntü alaninin ucunda yer alan Gediz Deltasi,Ege Bölgesi’nin önemli tarim alanlarindandir. Küçük ve Büyük Menderes deltalari da birer çöküntü alaninin ucunda olusan birikinti ovalaridir.Büyük ve Küçük Menderes irmaklari,Ege denizinin seviye degisikliklerine de bagli olarak tarihi dönemlerde hizla denizi doldurmustur.Öyle ki,Ilk Çag’da bir liman kenti olan Milet,Büyük Menderes’in denizi doldurmasi ile bu gün kiyidan bir hayli içeride kalmistir. Akdeniz kiyilarinda yer alan en önemli kiyi ovalari Çukurova,Göksu ve Asi deltalari ile Antalya Ovasidir. Bir çöküntü alaninda yer alan Çukurova,Seyhan ve Ceyhan irmaklarinin biriktirdigi alüvyonlarla olusmustur.Çukurova,Akdeniz’in ve ülkemizin en büyük delta ovasidir.Ülkemizin en büyük tarim alani da olan Çukurova’nin kiyi kesiminde kiyi set gölleri ve kumullar olusmustur. Taseli platosundan beslenen ve burayi derin vadilerle parçalamis olan Göksu,denize döküldügü yerde bir delta düzlügü olusturmustur.Delta alani içinde yer yer göller ve batakliklar bulunmaktadir. Akdeniz kiyilarinda ayrica,Aksu çayinin Antalya Körfezi’ni doldurarak olusturdugu Antalya Ovasi ile Asi nehrinin denize döküldügü yerde olusan deltalar diger kiyi ovalaridir. Genellikle yüksek dag siralarinin bulundugu kiyilarimizdaki delta ovalari,buralardaki en önemli düzlüklerdir.Denizin iklim üzerindeki olumlu etkileri bu ovalarin önemini arttirir.Yine,çesitli bitkilerin yetismesi için gerekli olan mineraller açisindan zengin olan bu ovalar,tarim için çok elverislidir.Gerek iklim,gerekse su ve toprak sartlari açisindan uygun özellikler tasiyan kiyi ovalari,nüfusun ve tarimsal faaliyetlerin yogunlastigi alanlardir.

B)IÇ BÖLGELERDEKI OVALAR:

Bazi kütleler,toptan yükselme ve çökmeye ugramistir.Bu olaylarla meydana gelen çöküntü alanlarinda,göller tesekkül etmistir.Daha sonra göllerin sulari çekilmis ve akarsularin biriktirme faaliyetleri artmistir.Akarsular tarafindan tasinan alüvyonlar,eski göl tabanlarini kaplamis ve ovalar meydana gelmistir. Iste iç bölgelerdeki ovalarin büyük bir bölümü bu sekilde olusmustur.Iç bölgelerdeki ovalar,bazen fay hatlari boyunca olusan çöküntü alanlarda dizi halinde yer alirken,bazen de tek tek serpilmis durumdadir.

Dogu Anadolu fay kusagi boyunca,Antakya-Kahramanmaras-Karliova oldugunda,birbirini takip eden birçok ova bulunmaktadir.Bunlarin baslicalari Amik,Kahramanmaras,Adiyaman,Malatya,Elazig ve Mus ovalari ile Varto,Hinis,Karliova ve Göynük ovalaridir.Bu çöküntü alanlari,engebeli bir yapiya sahip olan Dogu Anadolu Bölgesi’nin nüfus ve ekonomik faaliyetler bakimindan en yogun alanlaridir.Ancak,fay kusagi üzerinde yer almasi dolayisiyla buralar sürekli deprem tehdidi altindadir. Kuzey Anadolu fay kusagi adi verilen ve Kuzey Anadolu daglarinin güney eteklerinden geçen kirik hatti boyunca,bir dizi çöküntü alani bulunmaktadir.Bu kusakta yer alan baslica ovalar,batida Ezine,Biga, Gönen,Manyas-Ulubat,Bursa,Inegöl,Yenisehir,Iznik,Orhangazi ve Gemlik ovalaridir.Izmit-Sapanca oldugundan oldugundan itibaren ise Adapazari,Düzce,Bolu,Kaynasli ovalari yer alir.Yine bu hat boyunca Ilgaz-Tosya,Kargi,Vezirköprü,Suluova,Zile,Turhal,Erbaa,N iksar,Susehri,Erzincan,Erzurum ve Pasinler ovalari ile Agri-Eleskirt ovalari yer almaktadir.Tarimsal faaliyetlerin ve nüfusun yogun oldugu bu ovalar da fay hatti üzerinde yer aldigi için deprem tehdidi altindadir. Bu hat üzerinde zaman zaman meydana gelen depremler,can ve mal kaybina yol açmaktadir. Ergene Havzasi,Ergene irmagi tarafindan tasinan alüvyonlarla dolmustur.Oldukça genis olan Ergene havzasi ülkemizin en önemli tarim alanlarindan biridir. Iç Anadolu Bölgesi’nde yer alan ovalar da,çöküntü alanlarina alüvyonlarin birikmesiyle olusmustur.Bunlarin baslicalari;Yukari Sakarya,Eskisehir ve Aksehir ovalari ile Konya,Eregli,Akinci ve Çubuk ovalaridir. Bölgenin güneydogusunda yer alan Kayseri ve Develi ovalari ise,Erciyes Dagi’ndan püsküren volkanik malzemelerden olusan ovalardir. Bati Anadolu’da yer alan ovalar epirojenik hareketlerle olusmustur. Bu hareketler sirasinda bazi alanlar yükselmis ve bugünkü daglik alanlari meydana getirmis,bazi alanlar ise çökmüs ve çöküntü alanlari olusmustur.Bu çöküntü alanlarinin akarsular tarafindan alüvyonlarla doldurulmasi sonucunda günümüzdeki ovalar olusmustur.Ege Bölgesi’nin güneydogusunda yer alan ovalar ise çökme olaylarinin yaninda karstik olaylarin da etkisi ile olusmustur.Denizli,Tavas,Çivril gibi ovalarin olusumunda karstik olaylar oldukça etkilidir. Akdeniz Bölgesi’nin batisinda da karstik kökenli ovalar yaygindir.Bu alandaki çöküntü havzalarinin bir kismi sular altinda kalmis ve birçok göl olusmustur.Bazi çöküntü havzalari da karstik olaylarin etkisiyle Genisleyerek ovalari olusturmustur.Bu sekilde olusan baslica ovalar Acipayam,Elmali,Korkuteli ve Kestel ovalaridir. Güneydogu Anadolu Bölgesi’ndeki ovalar ise genellikle bölgenin güneyinde yer alir.Bu ovalar da çökme,asinma ve biriktirme faaliyetleri ile olusmustur.Nizip,Suruç,Altinbasak ve Ceylanpinar ovalari bunlarin en önemlileridir.Basta Altinbasak ovasi olmak üzere,bölgenin büyük bir bölümü GAP kapsami içindedir.Yapimi büyük ölçüde tamamlanan Sanliurfa sulama tünelleri ile sulanacak olan bu ovalar,ülkemizin tarimsal üretimini önemli ölçüde artiracaktir. Ülkemiz,dünyada kendine yetecek miktarda tarimsal üretime sahip az sayidaki ülkelerden biridir.Ayrica,ihtiyaç fazlasi tarim ürünlerini de ihraç etmektedir.Türkiye,süphesiz bu özelligini büyük oranda,sahip oldugu verimli ovalara borçludur.Ihraç edilebilen tarim ürünlerinin büyük bir kismi kiyi ovalarinda yetistirilmektedir.Iç bölgelerdeki ovalar ise,yeterince sulanamadigindan tarimsal verim oldukça düsüktür.Bu sebeple uygulamaya koyulan,Güneydogu Anadolu Projesi(GAP) ile tasarlanan Konya Ovasi Projesi(KOP) tamamlandigi takdirde tarimsal üretimimiz birkaç katina çikabilecektir.Atatürk’ün ‘milli ekonominin temeli ziraattir’ tespiti dogrultusunda tarima gereken önem verilmeli ve hazirlanan projeler bir an önce tamamlanarak hizmete sokulmalidir.